18 Mart 2010 Perşembe

Panayır


Bir panayır alanında düşünün kendinizi,elinizde pamuk şekeriniz ile o oyuncaktan,o oyuncağa koşarsınız.Her oyuncak size ayrı hisler tattırır.Kiminde çok heyecanlanır,kiminde en tepeye çıkar,sonrasında en dibe inersiniz,kimini çok sever,kimindense hiç hoşlanmazsınız.Herkesin şansı kendinedir derler ya şansınız kadar biletiniz vardır...Bütün biletlerinizi tek bir oyuncakta da harcayabilir,ya da her seferinde farklı bir oyuncağı seçebilirsiniz.Ama bir oyuncak vardır ki;ışıltısından gözlerinizi alamayacağınız,ağzınız açık bir şekilde arkanıza yaslanıp,kafanızı göğe kaldırarak "vay be!" diyeceğiniz bir oyuncak.O panayıra geldiğinde ve onu gördüğünüzde bütün biletlerinizi harcamak istersiniz,pamuk şekeriniz tat vermez artık,etraftaki tüm ışıklar sönük kalmıştır onun ışıkları yanında...Ve tüm bunlar koca panayırda bir kere gelir başınıza.

İşte o anda her şey basitleşir,biletiniz vardır ya da yoktur.Eğer temkinli davranıp bir kere görebileceğiniz bir oyuncağın inancıyla bir bilet dahi olsun sakladıysanız,en mutlu siz olursunuz panayırda.Ya da dönüp dolaşıp hep aynı heyecanlarla yetinerek bitirdiyseniz biletlerinizi,aklınızın bir köşesinde hep kalacak,kalbinizin bir köşesinde ağırlığını hep hissettirecek bir buruklukla dolaşırsınız panayırda.

O oyuncağa binebilenler hayatlarının en tarifsiz duygularını,duyularını kör edecek kadar yoğun bir şekilde yaşarlar.Aşağıda kalanlar ise hiçbir zaman yaşayamayacakları bu harika deneyime uzaktan bakmakla yetinirler.İçlerinde bir yerde bir yanları buruk,hep bildikleri bir hayatta,tatsız bir pamuk şekeri ile oradan oraya dolanır dururlar.Hepsinde aynı pişmanlık vardır:"Keşke her şeyi anlamsız kılabilecek bir deneyim için tek bir biletim olsaydı..."

Unutmayın,sadece bir kere gelir o oyuncak panayıra.Şimdi,bir bilet saklayın bugün bir köşeye ve unutun onu.Günü geldiğinde kullanmak üzere,günü geldiğinde her şeyi anlamsız kılacak olan deneyimi yaşamak üzere...

4 Mart 2010 Perşembe

Hayat...


Gidene kal demeyeceksin. ..
Gidene kal demek zavallılara,
Kalana git demek terbiyesizlere,
Dönmeyene dön demek acizlere,
Hak edene git demek asillere yakışır.
Kimseye hak etmediğinden fazla değer verme,yoksa değersiz olan hep
sen olursun...

Düşün...
Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter...
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama
sevgisini...
Ya çare sizsiniz yada çaresizsiniz. ..

Öyle bir hayat yaşadım ki cenneti de gördüm cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki tutkuyu da gördüm pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden, kendimi bir sahnede buldum,
Oynadım.
Öyle bir rol vermişlerdi ki okudum okudum anlamadım.

Kendi kendime konuştum bazen evimde, hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki söz ver kendine
Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı biliyorsan düşmeyi de bileceksin,
Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredeceksin.
Öyle hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım.
Öyle değerliymiş ki zaman hep acele etmem bundan anladım.
***************************************************
Son zamanlarda daha çok özdeşleştirir buldum kendimi Nıetzsche'nın bu mısralarıyla...Doğru mudur peki yazılanlar?Senden başka kimse üzemez mi seni,sen istemezsen kimse dolduramaz mı içindeki boşluğu,sen hazır değilsen kimse mutlu edemez mi seni???
Doğru olduğunu düşünüyorum ama nedense bir yanımda doğru olmamasını diliyor.Bir insanı hazır olmadığı bir anda mutlu edebilmek,hazır olmadığım bir anda mutlu edilebilmek istiyorum çünkü...Ne yazık ki yazılanlar doğru ve hazır olmadığı anda,hazır olmadığım anda yapılan tüm çabalar;Don Kişot'un yel değirmenlerine saldırması gibi anlamsız kalıyor.

Çünkü yakın zamanda şunu anladım:"Aşk tek kişilik bir oyundur,ancak tek bir izleyiciye oynanan..."Ama ortada izleyici yoksa!O zaman aşk salonu terk eder ve sizde Don Kişot'un anlamsız savaşının içinde bulursunuz kendinizi...Bir masalın kahramanı olursunuz,bir varmış bir yokmuş diye başlayan bir masalın...